Yazı: Özgül
Fotoğraflar: Senem
Bir önceki gece çadırımı Jukka'ya verdiğimden, Senem'in çadırında uyandım.
Fotoğraflar: Senem
Bir önceki gece çadırımı Jukka'ya verdiğimden, Senem'in çadırında uyandım.
Senem diğerleri gibi erkenden kalkmıştı, ve yine son kalkan kişi olarak, çadırdan kafamı çıkardım ki ne göreyim! Bir adada uyanmışım! Üstelik bir önceki gece demirlemiş olan yat da gitmiş! Renk desen muhteşem. Bizden başka kimse yok. Pardon mavi boynuzlu arsız keçi vardı bizden başka.
Çok acele etmeyerek Göcek'e doğru yola çıktık.
Kürek çekeceğimiz mesafe çok az olduğundan olabildiğinde oyalanmaya çalıştık. sonrasında rotayı uzatabilmek için kıyıdan kıyıdan, girintileri çıkıntıları kontrol ederek gittik.
İlk durağımız Yassıca Adalarıydı.ama burayı görmeyeydim keşke.. Uydu görüntülerinden aklımda kaldığı gibi kalsaydı. turkuaz renkli sular görüyorsun, heyecanlanıyorsun. Balık-gözleme satan restoran-tekneler var. Sezonda dizi dizidirler tabi, velhasıl hayal kırıklığıdır benim için.
Yassıca adalardan sonra bir küçük koya çıktık. Pek tatlı bir yerdi orası da. dalı garip bir şekilde yuvarlak yapmış bir çam vardı. Bir kuple de burda yüzdüm. koyda öğle yemeklerimizi yedik. Sonrasında bayaa bir oyalanmamıza, yolu uzatmamıza rağmen rüzgar da itti resmen arkadan. Koydan çıktıktan sonra göz açıp kapayıncaya Göcek'te başladığımız noktaya kadar geldik desem yeridir.
Dean bizi bekliyordu zaten. Kayaklarımızı teslim ettik, Jukka'yla vedalaştık. normal insanların arasına karıştık. Bira-balık-patates keyfinden sonraaa, nolcak döndük kürkçü dükkanımıza. tadı damağımızda kalarak.
Bu arada değinmeden geçemeyeceğim, Senem'in tencere, tava ve fotoğraf makinası gibi lojisitik desteklerinin dışında çadırını da kullanmış oldum :)
Çadırımı Jukka'ya verme olayı da şu: kampa çıktığımızdan beri bir sağanak yağmur efsanesi dolaşıp duruyor, ama yağmur yağmıyor. sadece bir önceki gece, çadırımı Jukka'ya vermeme yetecek kadar serpiştirdi, o kadar. Adam ortada yatıyor nitekim, biz misafirperver Türk kadınları hemen organize olup benim çadırı Jukka'ya tahsis ettik. ben de komşuya gittim yatmaya :)
Bugünle ilgili en unutmayacağım şey, güne sıcak sularda yüzerek başlamak sanırım..Bir de Ümran'ın yarı beline kadar suya girmiş bir şekilde, zarganaların peşinden koşuşu :)
Ertesi gün İstanbul'un dondurucu soğuğunda yürürken, bir önceki sabah sıcak sularda yüzmüş olmak gerçek değil gibi geldi!
3. gün rota

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder