Bir cuma günü, yeni uyanan bir kasabaya, sırtında sırt çantası ile inmek... ne güzel bir duygu öyle...Ondan daha da güzeli, gidilecek yere "sezon" içinde gitmemekmiş...Belki de ondan, biz 4 kişi, leziz kahvaltılıkları mideye indirirken, sürekli "ne iyi ettikte geldik" diyip durduk:))
Hemen güneyli olma psikolojisine girdiğimizden, yavaş yavaş kahvaltımızı ettik, sakin sakin yürüdük, bu nedenle Dean ile buluştuğumuzda saat 10'a geliyordu. Buluşma yerinde Jukka'yı da tüm alışverişini tamamlamış, hazırlıklarını yapmış halde bulduk...Biz mi?? Daha alışveriş yapacak, kıyafetlerimizi değiştirecek, malzemeleri kayaklara yerleştirecektik:) Öyle olunca, Dean'dan kayak ve malzemeleri teslim alıp, alışveriş yapıp, kıyafetlerimizi değiştirip, onca malzemeyi kayaklara yerleştirmemiz ve çıkmamız 11.30'u buldu.
Alışveriş sırasında önceden yaptığımız yemek planına göre ortak malzemeler aldık, bunun dışında herkes kendi zevkine göre atışmalık/ konserve vb aldı. Ne kadar su taşıyacağımız konusunda kararsız kaldık bir süre, sonunda kişi başı 6 lt su ile yola koyulduk [suların bir kısmını Umran Abi'ye son anda iade ettirdiğimden, omuzlarımda "leen ya yetmezse" yükü ile :)].
Hemen güneyli olma psikolojisine girdiğimizden, yavaş yavaş kahvaltımızı ettik, sakin sakin yürüdük, bu nedenle Dean ile buluştuğumuzda saat 10'a geliyordu. Buluşma yerinde Jukka'yı da tüm alışverişini tamamlamış, hazırlıklarını yapmış halde bulduk...Biz mi?? Daha alışveriş yapacak, kıyafetlerimizi değiştirecek, malzemeleri kayaklara yerleştirecektik:) Öyle olunca, Dean'dan kayak ve malzemeleri teslim alıp, alışveriş yapıp, kıyafetlerimizi değiştirip, onca malzemeyi kayaklara yerleştirmemiz ve çıkmamız 11.30'u buldu.
Alışveriş sırasında önceden yaptığımız yemek planına göre ortak malzemeler aldık, bunun dışında herkes kendi zevkine göre atışmalık/ konserve vb aldı. Ne kadar su taşıyacağımız konusunda kararsız kaldık bir süre, sonunda kişi başı 6 lt su ile yola koyulduk [suların bir kısmını Umran Abi'ye son anda iade ettirdiğimden, omuzlarımda "leen ya yetmezse" yükü ile :)].
Kafamızdaki plan, molayı Bedri Rahmi Koyu'nda vermek, sonra da akşam Yavansu Koyu'nda kamp atmaktı. Dean ilk gün için 15 km kadar yol yapacağımızı, Bedri Rahmi'nin yolun yarısı olduğunu söylemişti. Göcek'ten çıkmamızın ilk bir saattinde, sadece "hayat bana güzel" diyip durdum galiba...Hissedilen huzur, mutluluk ve içerden bir sesin " bak ne iyi ettinde geldin" demesinin tam karşılığı bu olduğundan belkide :) Kısa molalarla Bedri Rahmi'ye ulaştığımızsa saat 2 civarı idi... O kadar mutlu idim ki, telefon koymak için olan dry-bag'in delik olması nedeniyle cep telefonumun ekranının tuzla su ile dolu olması bile, bende bir etki yaratmadı [ ki 2-3 hafta kadar önce, diğer telefonunu, Beykoz'un serin sularına bırakmış bir kişilik için aslında bu durum pek hoş değildi tabi] Gayet gülerek, telefonumu ve diğer eşyalarımı ağaç kütüğüne serip, yüzümde anlamsız bir gülümseme ile muhteşem manzarayı izlemeye koyuldum.
Yemek, yüzme, üstüne Senem'in yaptığı çay sonrasında [sağolsun Senem, tur boyunca hiç üşenmeden, her molada çay yaptı bize] 15.30 gibi tekrar kayaklarımıza bindik. Ben çok yediğimden olsa gerek, hiç kürek çekmemek, kayağın içinde öyle boş boş denizin ortasında oturmak istiyordum. Bu nedenle, Ümram Abi azimle önümüzde son hız kürek çekerken, ben bir süre, sadece bir görev bilinci ile yetişmeye çalıştım. Sonra ilk gün rehavetinden olsa gerek arkada Özgül ile isyan bayrağı çekip, hadi hadi kamp atalım şeklinde mızmızlanmaya başladık. Senem'i de ittifaka dahil ettiğimizde, elimizdeki haritalarla bayağı boğuştuk. En sonunda, aslında kamp yapılacak en uygun yerin gene Yavansu koyu civarı olduğunu anlayıp, güneşin batma saatini de gözönünde tutarak hızlandık...Göcek Körfezi'nin güney ucuna geldiğimizde 2 koy arasında kararsız kaldık bir süre, sonra halk arasında Martı Koyu olan koyda yerleşim olması hoşumuza gitmediğinden, bir önceki koycukta kamp kurmaya karar verdik. Martı Koyu'na rağmen daha engebeli sayılabilecek bu yeri bir sonraki sabah daha çok sevecektik [Yavansu Koyu içinde küçük yıkık bir iskeleye sahip bir yer, haritalarda ayrıca ismini göremedim].
Çadırları kurarken küçük bir motor yaklaşarak kendilerinin Martı Koyu'nda market işlettikleri, neye ihtiyacamız olursa hemen getirebileceklerini söylerek telefonlarını verdi. Biz bu sırada, Martı Koyu'nda kamp kurmayarak ne iyi bir iş yaptığımızı düşünüyorduk tabi:))
Yerleşme faslından sonra çay içip, akşam yemeği hazırlıklarına giriştik. Yemeğe, çorba ve domates-biberli bulgur pilavı ile başlayıp, devamını ise Jukka'nın bir ağaç dalını yontarak yaptığı çift uçlu çubuklarda, ateşte pişmiş köftelerle getirdik. Ehh tabi, kamp ateşi etrafından leziz sohbetler eşliğinde yudumladığımız saraptan bahsederek sizi iyice kıskandırmak istemem tabi:)) Sonrası güzel bir uyku...
ps: Bir sonraki tur için akılda tutulacaklar; Göcek Körfezi'nden çıkmayacağımızdan haritanın yeteceğini düşünmüştük. Açık denizler mutlaka ayrıntılı haritalar veya GPRS vb alınmalı.
Tek kamp ocağı 5 kişi için yeterli oldu, ancak bir sonraki sefere daha fazla baharat veya soğan/ sarımsak gibi şeyler alınmalı. Mutlaka denizde giymek için yedek kıyafetler getirilmeli, ıslak kıyafetleri ateşin yanında kuruttuk ama her seferinde bu kadar şanşlı olunmayabilir.

Arkadaşlar elinize sağlık gerçekten çok güzel bir rota,saygılar...http://vimeo.com/33687047
YanıtlaSilinanılmaz bir gezi olmuş,tebrikler, merak ettiğim kanolar sizemi ait yoksa bir yerden kiraladınızmı?
YanıtlaSilTeşekkürler :)
SilFethiye'deki Sevencapes'ten Dean Liversley'den kiraladık. Ancak sea kayak deneyiminiz yoksa Dean'in düzenlediği rehberli turlara katılmanızı öneririz.