13 Ekim 2011, perşembe günü Senemle ben, ofislerimizde günü bitirmek için saatleri sayarken, Özgül ve Ümran çoktan çantaları toplayıp, havaalanının yolunu tutmuşlardı bile...Onları öncü ekip olarak perşembe akşamından Göcek'e yollarken, biz de Senem ile çantaya nasıl malzemeleri sığdıracağız, kıyafet olarak ne götürsek, yiyecek olarak neyi alsak almasak diye kafa yoruyorduk. Sonradan öğrendik ki, biz İstanbul'da çanta hazırlarken, Ümran ve Özgül sahilde içkilerini yudumlamaya başlamışlar bile...
Kamplı kayak turlarında tüm eşyamızı, yani çadır, uyku tulumu, mat, yiyecek, su ve diğer malzemeleri kayakların bagajlarına yerleştirdiğimizden dikkatlice bir hazırlık yapmamız gerekiyor. Hava durumunun sürekli yağmurlu hava göstermesinden dolayı, yağmurluğuma ek olarak, her kıyafet setinden ikişer tane hazırladım (sonradan fazla olduğunu anlayacaktım ya neyse). Ancak her durumda, dönüş yolu için temiz kıyafetler koymak lazım, yoksa ucakta insanlar garip garip bakabiliyor:) Çantaya Dean'ın getireceği malzemelere ek olarak, eldivenimi, yazlık ve kışlık sapkalarımı ve ayakkabılarımı koydum. Ayrıca, güneş kremi, alerji kremi, kas gevşeticimi vb kremlerimi yanıma aldım. Bunların yanında kuru kayısı, incir, fındık, badem gibi atışmalıklar ile kapaklı bir kase, kapaklı bir bardak, termos ve plastik çatal-bıçaklarımı da koyunca çantam hazır oldu.
Sabah 4'te kalkıp Sabiha Gökcen'ne doğru yola koyulurken, İstanbul'da hava serin ve yağmurlu, ben ise neşeli hatta çocuklar gibi şendim.. Havaalında Senemle, tam kampa giden izci çocuklar kıvamında idik...Ben hatta 5 dk Wing Lounge girip bir şeyler yiyecekmiş ayağına Ümran için biraz tuz, karabiber ve kırmızı biber bile çaldım, pardon aldım...
Yolculuk boyu, her şartta uyuyabilen Senem ve ben uyuduğumuzdan, Dalaman'a göz açıp kapatıncaya kadar vardık. Daha önce ayarladığımız shuttle ile 25 dakika sonra Göcek'e vardığımızda, İstanbul'dan bu kadar farklı bir yerde, bu kadar kısa sürede olabildiğimize ikimizde inanamadık açıkcası...hava ve mekanın dışında ben meşhur hapşurmalarıma başlayınca sokakta tanımadığım insanlar çok yaşa diyordu daha ne olsundu:))
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder